VII. İstanbul Karbon Zirvesi | Karbon Yönetimi, Teknolojileri ve Ticareti | Haziran 2021 | İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi

Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların miktarı 2004’ten bu yana tam 173 kat artmış durumda. Eurostat verilerine göre Türkiye 2019’da sadece Avrupa’dan 582 bin 296 ton plastik atık ithal etti. Avrupa’nın plastik çöpünü en fazla alan ülke konumuna geldi.

WWF’nin “Plastik Kapanından Çıkış: Akdeniz’i Plastik Kirliliğinden Kurtarmak” isimli raporunda, Akdeniz’in bir “plastik denizi” olma riski ile karşı karşıya kaldığı vurgulanıyor. Akdeniz’deki atıkların yüzde 95’ini plastik maddeler oluşturuyor. Akdeniz’de 1 kilometrekarede 5 milimetreden küçük 1,25 milyon plastik parça bulunuyor. Raporda, bu parçaların deniz canlıları tarafından yutularak sindirildiği ve besin zinciri içinde insanlara kadar ulaşarak ciddi sağlık riski oluşturduğuna yer veriliyor. Plastik atıkların büyük çoğunluğu biyoçözünür olmadığı için çevreye bırakılan plastikler yüzlerce hatta binlerce yıl orada kalıyor. Örneğin bir plastik torbanın ömrü 20 yıla, bir plastik bardağın ömrü 50 yıla ve bir misinanın ömrü ise tam 600 yıla uzanıyor.

Plastik atıklardan kurtulmanın yolu geri dönüşüm olarak gösteriliyor; fakat bunun pahalı bir süreç olmasından dolayı, plastik türlerinin çoğu geri dönüştürülemiyor. Greenpeace verilerine göre 1950’den bu yana üretilen plastiğin sadece yüzde 9’u geri dönüştürülmüş durumda.

Avrupa, Çin’den sonra dünyada en fazla plastik üretilen bölge konumunda; Avrupa’da üretilen 27 milyon ton plastiğin sadece üçte biri dönüştürülebiliyor. Kendi ülkelerinde plastik kullanımına kısıtlama getiren Avrupa ülkeleri, baş edemedikleri plastik atıkları başka ülkelere göndermeyi tercih ediyorlar.

Her gün “213 kamyon dolusu plastik” Türkiye’ye giriyor

Çin, geçtiğimiz 20 yıl boyunca çok sayıda geri dönüşüm tesisi açarak Avrupa ülkelerinin geri dönüşüm kapasitelerinin önüne geçti. 2017’de dünyadaki plastik atıkların dörtte üçünü satın alır hale geldi. Ancak, hava kirliliği ve çevresel endişeler nedeniyle, Çin 2018 yılı sonunda plastiklere yönelik ithalat yasağı getirdi. Çin’in plastik atık yasağının ardından, Malezya, Vietnam ve Tayland plastik atıkların yeni adresi oldu. Fakat bu ülkeler de, su kaynaklarının kirlenmesi, ekinlerin yok olması gibi sorunlar nedeniyle 2018’de atık ithalatı kısıtlamalarını devreye soktular.

Türkiye’nin Avrupa’nın yeni plastik çöp rotası haline gelmesinin temelinde ise, başta Çin olmak üzere, Malezya, Vietnam ve Tayland’ın plastik atık ithalatına kısıtlama getirmesi yatıyor.

Greenpeace verilerine göre, Türkiye’nin ithalatı 2016 yılı başında ayda 4 bin ton iken 2018 başında aylık 33 bin tona yükseldi. 2019 yılında ise plastik atık ithalatı en yüksek seviyeye ulaşarak aylık ortalama 48,5 bin tona yükseldi. Eurostat verileri ise Türkiye’nin AB’den ihraç ettiği 14 milyon ton atığın 0.59 tonunun plastik olduğunu ortaya koyuyor. Bu, her gün 213 kamyon dolusu plastiğin Türkiye’ye girmesi anlamına geliyor. Plastik atıklarını Türkiye’ye ihraç eden ilk beş ülke ise İngiltere, İtalya, Belçika, Almanya ve Fransa.

Ekonomik değer yaratan bir ham madde mi, yoksa çevresel bir tehdit mi?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ‘Sıfır Atık’ politikasıyla plastik kirliliğine karşı bir süredir mücadele ediyor. Fakat diğer yandan ülkeye girmesine izin verilen bu atıklar Türkiye’nin denizlerini ve toprağını kirletmeye devam ediyor. Greenpeace, tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasını talep ettiği gibi, plastik atık ithalatının da yasaklanmasını istiyor. Plastik atık konusunda farklı görüşler var. Plastik atık, ekonomi için değer yaratan bir hammadde mi, yoksa çevresel bir tehdit mi?

GREENPEACE AKDENİZ PLASTİK PROJE SORUMLUSU NİHAN TEMİZ ATAŞ: Sıfır atık politikası henüz oturmamışken, plastik atık ekonomik girdiden çok çevresel bir tehdit

● “Türkiye henüz kendi çöpüyle baş edemeyen bir ülke. Atık yönetimi ciddi bir konu, kapsamlı altyapı ve denetim mekanizmaları gerektiriyor. Kontrolsüz, denetimsiz, şeffaf olmayan çöp ithalatı Türkiye’nin kendi geri dönüşüm sisteminde var olan sorunların daha da artmasına neden oluyor. Teorik olarak ithal edilen atıkların geri dönüştürülebilir olması gerekiyor ancak dönüştürülüp dönüştürülmediği ve bu konudaki işleyişe dair şeffaflık söz konusu değil. Bunu geçen yıl İzmir Kemalpaşa vakasında da gözlemledik. Sıfır atık politikasının henüz oturmadığı bir ülkede, kendi plastik çöplerini bile kaynağında ayrıştıramayan ve dönüştüremeyen bir ülkede, plastik atık ekonomik bir girdiden çok çevresel bir tehdit. Bugüne kadar üretilen plastiklerin sadece yüzde 9’u geri dönüştürüldü. Atık ithalatı geri dönüşüme eşit değildir. Sorunu çözmek için ülkelerin tek kullanımlık plastiklerin azaltılmasını hedefleyen, yeniden kullanım ve doluma dayalı döngüselliğe odaklanan bütüncül ulusal politikalara öncelik vermesi gerekiyor. Plastik atık akışını kontrol etmek söz konusu olduğunda, ithalat yapan ülkeler sivil toplum danışmanlığı aracılığıyla ithalat yasak ve kısıtlamaları getirmeli. Her türlü geri dönüşüm kapasitesi ithal atıklar yerine yerel kaynaklı geri dönüştürülebilir materyallere öncelik vermeli. Ekonomik teşvikler daha fazla kullanılmalı; plastiğin daha yaygın bir şekilde değerli bir kaynak olarak görülmesi sağlanmalı. Geçici ara çözümler olarak da başta kıyı bölgelerinde veya nehirlerin yakınlarında olmak üzere çöpün deniz ortamına yayılmasını önlemek için topluluk bazlı sıfır atık yaklaşımları kullanan atık toplama altyapısına ve hizmetlerine, atık su arıtma tesislerine ve atık yönetimi altyapısına yatırım yapmalı. Özel sektörde ise şirketler, en önemli adım olarak Sıfır Atık projesinin başarıya ulaşması için yerel plastik atığın maksimum düzeyde değerlendirilmesini sağlamalı.

İTÜ ÖĞRETİM ÜYESİ, SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM VE TÜKETİM DERNEĞİ BAŞKANI PROF. DR. FİLİZ KARAOSMANOĞLU: Plastik atık döngüsel ekonomi için kıymettir

● ‘Plastik çöpünü en çok alan ülke’ diyerek ‘Türkiye’ye çöp ithal ediliyor’ gibi tanımlama ile güzelim ülkemizle-atık plastik ithalatını en başta teknik açından yanlış yargılayarak konuya yaklaşmamamız gerektiğine inanıyorum. Atık sadece çöpte değil, tüketim olan, hizmet sunulan, üretim olan her yerde olup, sürdürülebilir yönetilmelidir. Atılmış, atılan madde olan atık, atık işleyenler için kıymetli bir hammaddedir. Geri dönüştürülebilir atıklar hava, su, kömür, petrol, doğalgaz ve cevherlerden sonra yedinci doğal kaynak kabul edilmektedir. Atık plastikler mühim bir geri dönüştürülebilirdir. Bu nedenlerle plastik atıklara çöp, plastik atık çöpü dememeliyiz. Plastik atıklar, ticaret ve endüstrimizde ülke sınırları içinde, ihraç edilerek, ithal edilerek, transit geçiş yaparak ve ihraç kaydı ile ithalat yapılarak işlem görür. Plastik atık ulusal ve uluslararası piyasa mevzuatı gereklerine göre bu yolculuklarını yaparken şeff af, izlenebilir, denetlenebilir olmalıdır. Gümrüklerimizden çöp değil, sınıfı belli atıklar girebilir. Gümrüklerden plastik çöpü diye bir giriş olamaz. Olmamalıdır. İthal veya ülkemizde topladığımız atık plastik, ulusal mevzuatımıza uygun olarak geri dönüşüm ve/veya enerji kazanımı için atık sektörümüzdeki tesislerin kapısından girmeli, ekonomik değer kazanıp, istihdam yaratmalıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2017’den beri yürüttüğü Sıfır Atık Projesi ile atıklarımızı kaynağında ayrı toplama, atık sektörüne kazandırma ve ilgili bilinçlendirme çalışmalarının yapılması hedefleniyor. Ülkemizde lisanslı atık plastik işleyen tesisler var. Bu tesisler hammadde bekliyor. Hem yerli plastik atığımızı toplamayı başarmalıyız. Hem de kurulu tesisleri de girdisiz bırakamayız. Eğer piyasada ihtiyaç varsa, yapılacak ithalat ucuz hammadde olarak ülkemiz için değerlidir. Kritik husus ithal atık plastiklerin ülkemize girdikten sonra hiç firesiz, yasal yolculukla işlenmesinin denetlenmesidir. Çünkü ülkemizde henüz kendi atıklarımızı yeter oranda geri dönüşüm zincirine sokamazken, doğamıza ithal atık kesinlikle sokamayız. Çözüm atık plastik ithalatını yasaklamak değildir. Bu nedenlerle Sıfır Atık Projesi, ulusal servet plastik atıklarımızın daha iyi oranda toplanması, işlenmesi ve giderek ithalatın azaltılması için itici güç. Plastik atık döngüsel ekonomi için kıymettir; hammaddemizdir. Ülkemizde atık işlemek bir sanayi kolu olarak maalesef tanımlı değil. Organize Sanayi Bölgeleri’nde geri dönüşüm ve geri kazanım ile iştigal eden kuruluşların faaliyet göstermesine olanak tanınmasını ve atık ara depolama tesisleri kurulmasının desteklenmesini, izin belgeleri yenilenmesinin sağlanmasını, yerinde atık yönetiminin çevresel ve lojistik maliyet avantajları nedeniyle ülkemiz yararına görmekteyim. Giderek büyüyecek atık endüstrimiz olmalı. Özel sektör hem kendi atıklarını iyi yönetmeli hem de yeni yatırım alanı olarak atık yönetimini, avantajlarını dikkate alarak önceliklemeli. Yakın gelecekte çok sayıda sektörün geri dönüşüm ürünlerine ihtiyacı olacak. Yerli ve ithal atık plastiğin kara yolculuğu olmamalı, niteliği izlenerek denetlenmeli ve caydırıcı cezalar olmalıdır.”

BENLİ GERİ DÖNÜŞÜM YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER BENLİ: Avrupa’dan gelen plastik atıklar bir hammaddedir

● “Avrupa’dan gelen plastik atıklar bir hammaddedir. Atıklar belli bir ön ayırma aşamasından geçtikten sonra geri dönüşüm sanayinin hammaddesi haline geliyor. Geri dönüşüm sanayinin işlemlerinden sonra da ara ürün veya nihai ürün haline geliyor. Bu sebeple petrolden elde edilen plastik hammadde olarak kullanmak yerine, çöpe atılmayıp evlerden ayrı toplanmış plastikler her zaman hammaddedir. Ülkemiz plastik endüstrisi bakımından yıllık 6 milyon/ton kapasite ile Avrupa’nın en büyük kapasitesine sahipken, atık plastiğe çöp demek yanlış olur. Zaten bu anlayış yüzünden ülkemizde plastikler çöpe atılmakta ve oradan da topraklarımıza gömülüp yok edilmekte. Avrupa plastik atıklarına çöp demediği ve ayrı topladığı için hammadde haline getirdi, ayrı topladığı plastik atıkları da hammaddesi yetmeyen bizim gibi ülkelere ihraç eder hale geldi. Plastik atıkları petrolden yapılan orijinal plastik yerine kullanmak çevrecidir, ekonomiktir, akılcıdır. Ülkemizde bu konu ile alakalı AB mevzuatlarına uyum süreci 2005 yılında başladı, atıklar ile ilgili mevzuatlar uyumlu hale getirildi. Ancak çıkarılan mevzuatlar sahada uygulamaya geçmediği için halen değerlenebilir, geri dönüşüm işlemlerinden sonra hammaddeye çevrilebilir atıklarımız her gün üzerine milyarlar harcanarak çöpe gömülüyor. Yıllık ithal edilen plastiğin 2,5 katı olan 1 milyon 500 bin ton plastik çöpe gömülüyor. Aynı durum kağıt atıkları için de söylenebilir. Ülkede kağıt geri dönüşüm sanayinin yüzde 95’i geri dönüştürülmüş kağıt olmak üzere kapasitesi 5.000.000 ton/yıl iken, 2019 yılında 4,3 milyon ton atık kağıt hammadde olarak işlenmiş; işlenen 4,3 milyon ton atık kağıt hammaddesinin 3,1 milyon tonu yurtiçinden temin edilirken 1,2 milyon tonu yurtdışından ithal edilmiştir. Bu arada münferid olarak plastik atık yerine çöp getirip sahalara atan kötü niyetli ithalatçılar ile hep beraber mücadele etmemiz gerekiyor. Bu örnek çok az olmakla beraber takibe muhtaç bir konudur. Ülkeye giren atıklar doğru yöntemler ile denetlenmeli ve atıklar denetlenen firmalar tarafından getirilebilmelidir.”

Haberin Bağlantıları: